Sayfalar

27 Aralık 2025 Cumartesi

NELER ZİHNE ZARARLIDIR?

 



 (Özetler sonda)

Zihnimizi geliştiren etkenlerden daha önce söz etmiştik. Doğal olarak bu faydalı durumların azalması veya karşıtlarının ortaya çıkması zihni olumsuz etkileyecektir. Yetersiz beslenme, uykusuzluk ve etkin olmama gibi durumları tekrar etmeden, yazıda zihnimize zarar verebilecek diğer bazı alışkanlık ve etkenlerden kısaca söz edilecektir.

BAĞIMLILIKLAR

Sigara, kumar ve ekran bağımlılığı gibi durumlarda zihin uzun süre aynı uyarıcıya takılı kalır. Her gün saatlerce aynı programı izlemek ya da bilgisayarda uzun süre aynı oyunu oynamak gibi alışkanlıklar, beynin esnekliğini azaltır; zihinsel verimi düşürür.

 SÜREKLİ STRES VE KAYGI

Stres hormonu kortizol, uzun süre yüksek kalınca bellek merkezlerini zayıflatır. Konsantrasyon, öğrenme  ve planlama becerilerini bozar.

Kronik (uzun süreli) stres ve kaygı durumlarında:

Kortizol ve adrenalin gibi stres hormonları sürekli salgılanır. Bu durum bağışıklık sisteminin dengesini bozar. Zamanla vücutta düşük dereceli kronik inflamasyon (iltihaplanma) oluşabilir. inflamasyon bazı zihinsel ve bedensel sorunlara zemin hazırlayabilir.  (bkz. Hastalıkların Kökeni)

SÜREKLİ GÜRÜLTÜ VE DİKKAT BOZUCU ORTAMLAR

Beyni sürekli “hazır olma” durumunda tutar. Bu durum zamanla zihinsel yorgunluğa, dikkat dağınıklığına ve unutkanlığa neden olabilir.

DÜZENSİZ YAŞAM TARZI VE DİSİPLİNSİZLİK

Rastgele uyumak, rastgele beslenmek, aşırı şeker ve tuz tüketmek beyni olumsuz etkiler.  

Ayrıca aşırı disiplinsizlik; herkesin kendi başına buyruk davrandığı, tartışma ve çatışmaların yoğun olduğu ortamlar, duygularla birlikte zihinsel dengeyi de bozar.

BİLGİ KİRLİLİĞİ

Günümüzde bilgiye kolay  erişim sağlanmasına karşın, zihne ve topluma zarar verebilecek yanlış veya yönlendirici bilgilere de sıkça rastlanmaktadır. Bu nedenle dikkatli, seçici olmak ve eleştirel düşünmek önemlidir.

AMAÇSIZLIK VE ANLAM EKSİKLİĞİ

Hayatta bir hedefin ya da anlam duygusunun olmaması, zihinsel enerjiyi düşürür. Amaçsızlık, motivasyonu ve zihinsel canlılığı zayıflatır

AYNI ANDA ÇOK İŞ YAPMA (MULTITASKING)

Çocuğun aynı anda bilgisayarda oyun oynaması, televizyon izlemesi ve ödev yapmaya çalışması; ya da bir görevlinin telefonla konuşurken bilgisayarda çalışmaya devam etmesi gibi durumlar beynin doğal çalışma düzenine aykırıdır.  

Beyin aynı anda iki işe odaklanamaz. Kısa vadede hızlı görünse de uzun vadede dikkat, hafıza ve zihinsel dayanıklılığı zayıflatır. Zihin derinleştiğinde güçlenir; bölündüğünde yorulur.

GERİYE VE GEÇMİŞE TAKILMA

Sürekli geriye  dönmek, yapılan işleri tekrar tekrar değiştirmek, aynı filmi defalarca izlemek veya yaşanmış olumsuzlukları sürekli düşünmek, duygusal dengeyi bozduğu gibi öğrenme sürecini de etkiler. Zihin sürekli geri çağrıldığında yorulur; akış bozulur ve derinlik kaybolur. Geçmiş bitmiştir; önemli olan gelecektir.

DEMEM ŞU Kİ!..

Zihne zarar veren etkenlerden uzak durmak, zihni daha açık ve berrak tutar. Bu da kişisel başarıyı artırır, iletişim ve uyumu güçlendirir.

27. 12. 2025

Dursun BİLGİN 

TÜRKÇE ÖZET

Zihne zarar veren alışkanlıklar; bağımlılıklar, kronik stres, gürültülü ortamlar, düzensiz yaşam tarzı, bilgi kirliliği, amaçsızlık, çoklu görev alışkanlığı ve geçmişe takılı kalma gibi etkenlerden oluşur. Bu durumlar zamanla dikkat, hafıza, öğrenme ve zihinsel dayanıklılığı zayıflatır. Zihin, bölündükçe yorulur; anlam ve derinlik kazandıkça güçlenir.

ENGLISH SUMMARY

Habits that harm the mind include addictions, chronic stress, noisy and distracting environments, an irregular lifestyle, information overload, lack of purpose, multitasking, and fixation on the past. When these factors persist over time, they weaken attention, memory, learning capacity, and mental resilience. The mind grows stronger through focus and meaning, but becomes exhausted when constantly divided.




20 Aralık 2025 Cumartesi

ZİHNİN EĞİTİMİ, FARKINDALIKLA GELİŞTİRİLMESİ

 


Türkçe, İngilizce özet sonda!..


Önceki yazımızda zihnimizin gelişimi için neler yapabileceğimizi incelemeye çalışmıştık

Bu yazıda, zihin eğitimi ve gelişimi için uygulanabilecek  farklı, etkili bazı tekniklere değinilmektedir.


BİLİNÇLİ NFARKINDALIK

Farkında olmak, zihnin ne yaptığını, ne hissettiğini ve neye yöneldiğini ayırt edebilme durumudur. Bilinçli farkındalık, o anda olanı biteni yargılamadan, dikkatle izleyebilmektir. 

Farkında olmak, zihni otomatik pilottan çıkarıp bilinçli yönetime almaktır.

BİLİNÇLİ FARKINDALIĞIN YARARLARI

Yaşanan duygu, düşünce ve durumun farkında olmak:

Dikkati güçlendirir. Öğrenmeyi derinleştirir, hafızayı destekler. Örneğin, derste bulunma nedeninin farkında olan bir çocuk, derse daha yoğun dikkatle ve istekle katılır; daha iyi öğrenir.

Düşünce ve duyguları ayırt etmeyi sağlar; stresi azaltır ve duygusal dengeyi güçlendirir. Otomatik tepkiler yerine bilinçli davranışların gelişmesine katkı sunar. Ör. Aşırı hiddetlenen bir kişi, öfkelendiğinin farkına vardığında bunun zararlarını düşünerek tepkisini azaltabilir ve daha ölçülü bir tutum sergileyebilir.

Ne yaptığının farkında olan kişi, daha az hata yapar

DÜŞÜNCE ALIŞKANLIKLARINI GÖZLEMLEMEK

Zihin çoğu zaman otomatik düşünce kalıplarıyla çalışır. “Ben yapamam”, “Zaten anlamam” gibi iç sesler, zihinsel sınırlarımızı belirler. Bu düşünceleri fark etmek sorgulamak ve olumluya dönüştürmek, zihni özgürleştirir.

ODAKLANMA BECERİSİNİ GELİŞTİRMEK

Dağınık bir zihin ne öğrenebilir ne de üretebilir. Günlük yaşamda tek bir işe odaklanmak, dijital dikkat dağıtıcıları sınırlamak ve zamanı bilinçli yönetmek zihinsel netliği artırır.

BİLGİYLE BESLEMEK

Zihnin gelişimi yalnızca düşünceyle değil, bilgiyle de gerçekleşir. Kitap okumak, derinlemesine araştırmak ve farklı bakış açılarıyla karşılaşmak zihinsel kapasiteyi genişletir. 

YARATICILIĞI DESTEKLEMEK

Zihin, alışılmışın dışına çıktığında gelişir. Sanatla ilgilenmek, yeni bir dil öğrenmek, yazı yazmak ya da bir enstrüman çalmak zihnin farklı bölgelerini harekete geçirir ve yaratıcılığı besler.

ZİHİNSEL DETOKS VE DİNLENME

Zihin sürekli aktif kalırsa yorulur ve verimliliği düşer. Belli zamanlarda zihinsel mola vermek, sosyal medyadan, ekrandan uzak durmak, sessizlik içinde kalmak zihni tazeler.

DOĞAYI GÖZLEM VE DİĞERLERİ

meditasyon yapmak, doğayla vakit geçirmek, doğada yürüyüş, derin nefes egzersizleri, gülmek ve mizah zihni dinlendirir, sakinleştirir, bilinçli düşünmeye alan açar, duygusal yenilenme sağlar. 

Kronik stres, beyin hücrelerini yıpratır. Rahatlama ise tam tersine güçlendirir.


SONUÇ OLARAK

Zihin, hem karmaşık hem de büyük bir potansiyele sahip bir yapıdır. Onu geliştirmek yalnızca düşünme kalitemizi değil, hayatla kurduğumuz ilişkiyi de değiştirir. Farkındalık, odaklanma ve bilgiyle beslenen bir zihin; daha üretken, daha huzurlu ve daha bilinçli bir yaşamın anahtarıdır.


KISACA

Zihinsel gelişim için, kişinin çocukluk döneminde nitelikli bir eğitim alması, yetişkinlikte bir işinin veya meşguliyetinin bulunması, yaşlılıkta ise mümkün olduğunca bedensel ve zihinsel faaliyetlere devam etmesi önemlidir.


YANİ

Aşırıya kaçılmadığı sürece, insan beyni doğumdan ölüme kadar aktif kaldığı ölçüde gelişmeye ve sağlık kazanmaya devam eder. İşleyen demir pas tutmaz..


20.12.2025

Dursun BİLGİN 


TÜRKÇE ÖZET

Zihin, bilinçli farkındalık, odaklanma, bilgiyle beslenme ve dinlenme yoluyla geliştirilebilir. Otomatik düşünce kalıplarının fark edilmesi, yaratıcılığın desteklenmesi ve stresin azaltılması zihinsel sağlığı güçlendirir. Yaşamın her döneminde zihinsel ve bedensel etkinlikleri sürdürmek, zihnin gelişimini ve sağlığını korur.


ENGLISH SUMMARY

The mind can be developed through mindfulness, focus, learning, and proper rest. Becoming aware of automatic thought patterns, supporting creativity, and reducing stress strengthen mental health. Maintaining mental and physical activities throughout all stages of life helps preserve and enhance the mind’s potential and well-being.









13 Aralık 2025 Cumartesi

ZİHNİMİZİ NEDEN VE NASIL GÜNCELLEMELİYİZ?

 


(Özetler sonda)


Önceki yazımızda ele aldığımız Eğitim, zihinsel uğraşlar, egzersizler vb. etkenlerin her biri zihinsel gelişime  katkı sağlamanın yanı sıra zihnimizi de güncellemektir. Bu yazımızda zihinsel gelişimde etkili olan ve zihni güncelleyen farklı bazı etkenlere değineceğiz.


ZİHNİ GÜNCELLEMEK NE DEMEKTİR?


Zihni güncellemek; yararlı yenilikleri takip etmek, zihinsel süreçleri yenilemek, öğrenmeye açık olmak, yeni deneyimler kazanmak ve duygusal tepkilerimizi farkındalıkla değerlendirmek anlamına gelir.


ZİHNİ GÜNCELLEMENİN ÖNEMİ 


Tıpkı bir bilgisayarın düzenli olarak güncellenmesi gerektiği gibi, beynin de yeni bilgilere, deneyimlere ve zihinsel hareketliliğe ihtiyacı vardır. Zihin, çağın gereklerine uyum sağlamak için  yenilenmek zorundadır.

Örnek: Son 40 yılda kullandığımız televizyon ve telefon modellerini düşünelim. Her yeni modele geçtiğimizde cihazı kullanmak için yeni bilgiler edindik. Yani zihnimizi güncelledik. Bu bilgileri edinmeyenler ise başkalarına muhtaç kaldılar veya teknolojiden yeterince yararlanamadılar.


ZİHNİMİZİ NEDEN GÜNCELLEMELİYİZ?


ZİHİNSEL GELİŞİM

Bu güncellemeler sayesinde dikkat, hafıza, karar verme ve duygusal denge gibi temel bilişsel işlevler güçlenir. Zihinsel keskinlik artar..

FARKLI BAKIŞ AÇISI 

Yeni deneyimler, farklı bakış açıları kazandırır. Bu da empati kurmamızı, daha az önyargılı olmamızı, ilişkilerde daha sağlıklı tepkiler vermemizi sağlar. Zihnini güncelleyen biri, hayata daha esnek yaklaşır, değişimlerden korkmaz, krizleri daha etkin yönetir.

UYUM SAĞLAMA

Zihnini günün koşullarına göre yenileyen birey; hayata, insanlara, teknolojiye ve diğer yararlı değişimlere daha kolay uyum sağlar.


ZİHNİMİZİ NASIL GÜNCELLEYEBİLİRİZ?


GÜNCELİ TAKİP 

Yazılı ve görsel medyadan haberler, spor, müzik, ve kültürel programları izlemek; ekonomik, sosyal, siyasal gelişmeleri takip etmek;  gündeme uygun farklı gazete dergi ve kitaplardan yararlanmak, zihnin güncellenmesine önemli katkı sağlar.

Elbette tüm içeriklerle ilgilenmek kolay değildir. Önemli olan, aşırıya kaçmadan, bağımlılık oluşturmadan ilgi alanımıza uygun ve yararlı içerikleri seçmektir.

DUYGUSAL OKURYAZARLIK

 Biyolojik görünse bile bir çok hastalık ruhsal ve duygusal kökenlidir. Daha sağlıklı yaşam, dengeli, mutlu ilişkiler için kişinin duygularla ilgili bilgisini artırması ve düzenli olarak güncellemesi önemlidir.

Araştırmalarıma göre, fazla kaynak bulunmayan bu konularda yazılarımın işinize yarayacağını umarım.  

BİLGİSAYAR VE DİJİTAL OKURYAZARLIK

Günümüzde birçok işlem bilgisayar, telefon, internet, yapay zekâ ve robotlar aracılığıyla yürütülmektedir. Bilgiye ve başka içeriklere en kolay şekilde internetten ulaşılmaktadır. Bireyin temel dijital bilgi ve becerilere sahip olması büyük avantaj sağlar. 

Bu bilgileri edinmek sanıldığı kadar zor değildir. Azıcık gayretle sonuca ulaşılabilir. Birey hastane, banka, vergi gibi işlemleri kimseye gereksinim duymadan gerçekleştirebilmeli.

DİĞER TEKNOLOJİK ARAÇLAR 

Kişi,  yaptığı işe göre ve yaşamını kolaylaştırması için diğer teknolojik araçları kullanma becerisi kazanmalıdır. Ör. araba ..

SORUN ÇÖZME 

Evde, işte veya günlük yaşamda karşılaşılan sorunları çözmek; gerektiğinde yardım almak veya başkalarına yardım etmek önemli deneyimler kazandırır. Bu deneyimler kişinin zihninin güncellemesine ve gelişmesine katkıda bulunur.

YAPTIĞI İŞ

Birey, başarılı olabilmesi için yaptığı işle ilgili bilgilerini sürekli tazelemelidir.


SON SÖZ


Değişen dünyamızda zihnimizi ister istemez yeni bilgilerle, deneyimlerle güncelliyoruz. Ancak bunu bilerek, farkında olarak yapmamız daha önemlidir. 

Güncellenen bir beyin; daha huzurlu, daha anlayışlı, daha dirençli bir insan demektir.


Sağlıkla, mutlulukla kalınız!

13.12.2025

Dursun BİLGİN


Türkçe Özet

Zihni güncellemek, beynin çağın gereklerine uyum sağlaması için yeni bilgiler, deneyimler ve duygusal farkındalıkla beslenmesidir. Bu süreç; hafıza, dikkat, karar verme ve duygusal dengeyi güçlendirir. Güncel haberleri takip etmek, duygusal okuryazarlığı artırmak, dijital beceriler kazanmak, teknolojik araçları kullanmak ve sorun çözme yeteneğini geliştirmek zihni canlı ve yenilenmiş tutar. Güncellenen zihin daha esnek, dirençli ve uyumlu hâle gelir.


English Summary (İngilizce Özet)


Updating the mind means renewing mental processes through new information, experiences and emotional awareness. This mental renewal enhances attention, memory, decision-making and emotional balance. Following current events, improving emotional literacy, gaining digital skills, using technological tools and developing problem-solving abilities help keep the mind active and updated. A renewed mind becomes more flexible, resilient and better adapted to the changing world.


6 Aralık 2025 Cumartesi

ZİHNİMİZİ NASIL GELİŞTİREBİLİRİZ? ÖNEMİ

 


Zihinsel gelişim; zekâ, akıl, hafıza, dikkat, algı, duygu yönetimi, hayal gücü ve öğrenme gibi zihinsel işlevlerin zamanla daha etkili, daha dengeli ve daha verimli çalışacak şekilde gelişmesi sürecidir.

Zihin geliştirilebilir, güçlendirilebilir ve yenilenebilir bir yapıdır.

.

ZİHNİ GELİŞTİRMEK NEDEN ÖNEMLİDİR?


Zihninizi geliştirmek daha bilinçli, daha üretken ve daha dengeli bir yaşam kurmanın temel koşuludur. Zihni geliştirmek:

Öğrenme kapasitesini artırır: Beyinde sinaptik bağlantılar güçlendikçe yeni bilgilerin öğrenilmesi kolaylaşır; bilgiler bellekte daha uzun süre saklanır.

Duygusal dayanıklılığı artırır: Araştırmalar, zihinsel esnekliği yüksek kişilerin stres, kaygı ve belirsizlikle daha rahat başa çıktığını göstermektedir.

Yaratıcılığı ve üretkenliği besler: Zihinsel gelişim, yeni fikirler üretme ve olaylara farklı açılardan bakma ve problem çözme kapasitesini artırır.

Yaşlanmaya bağlı zihinsel gerilemeyi yavaşlatır: Zihni sürekli aktif tutmak, beyin hücreleri arasındaki iletişimi güçlendirerek bilişsel gerilemeyi geciktirir. Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklara karşı beyni daha dayanıklı hale getirir


ZİHNİMİZİ NASIL GELİŞTİREBİLİRİZ


Zihinsel gelişim, bir anda değil; düzenli, küçük alışkanlıklarla oluşan sürekli bir süreçtir.

EĞİTİM- ÖĞRETİM 

Çocuğun iyi bir şekilde eğitilmesi ve öğrenim görmesi onun zihinsel gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır.

UĞRAŞI VE BECERİLER

 Zihin boş kalmayı sevmez. Beyin, dengeli şekilde çeşitli uyarıcılara maruz kaldığında yeni sinir bağlantıları kurar ve mevcut olanları güçlendirir. Bu da zihinsel gelişimi destekler. Sanatla uğraşmak, dil öğrenmek, farklı alanlarda  okumak, yazmak, el işi veya başka bir şeyler yapmak, dinlemek, izlemek ve üretken faaliyetlerde bulunmak, teknolojik bir beceri geliştirmek; beynin farklı bölgelerini aktive eder. Bu tür etkinlikler zihinsel esnekliği artırır, öğrenmeyi kolaylaştırır ve hafızayı güçlendirir. 

Ayrıca hem kendi yaşantılarımız hem de başkalarından edindiğimiz bilgi ve  deneyimler araştırmalar sayesinde zihnimiz sürekli güncellenir ve gelişir. Ancak bu süreçte zihni aşırı yormamak, dengeli bir uyarım sağlamak önemlidir.

 ZİHNİNİZİ GÜNCELLEME

Günün değişen koşullarına göre zihnimizi gücellemek, zihinsel gelişimde oldukça yararlıdır. (Sonraki yazıda)

TEKRARLAR

Bilgi ve diğer tekrarlar sınaptik bağlantıları güçlendirir

BEYİN EGZERSİZLERİ YAPMAK 

Bulmaca, sudoku, satranç, strateji oyunları ve mantık soruları matematik problemleri,  zihinsel işlem hızını artırır, yeni nöron bağlantıları oluşmasını teşvik eder.

 SOSYAL ETKİLEŞİMİ ARTIRMAK

İnsanlarla  söyleşmek, tartışmak ve fikir alışverişi yapmak, yeni insanlarla tanışmak, grup etkinliklerine katılmak doğal uyarıcılarıdır. Sosyal bağlar zihni canlı tutar.

SAĞLIKLI YAŞAM ALIŞKANLIKLARI

Uyku, düzenli spor ve dengeli beslenme zihinsel performansın temelini oluşturur.

BEYNİ BİRAZ YORMAK

Beyin de tıpkı bir kas gibi çalıştırılmadığında körelir. Sporda bedeninizi zorladığımız gibi aşırıya kaçmadan beynin kapasitesini biraz zorlamak yararlıdır. . Örneğin: Biraz daha zor matematik ve fizik problemleri üzerinde çalışmak, beyin egzersizlerinde, iş ve projelerimizde biraz zorlanmak…


Farklılıklar olmakla birlikte herkesin her yaşta zihnine bir şeyler katması mümkündür.


Sağlıkla, mutlulukla kalınız! 

06. 12. 2025

Dursun Bilgin


TÜRKÇE ÖZET


Zihinsel gelişim; öğrenme, hafıza, dikkat, duygu yönetimi ve düşünme becerilerinin zamanla daha verimli hale gelmesidir. Zihni geliştirmek; öğrenmeyi kolaylaştırır, duygusal dayanıklılığı artırır, yaratıcılığı besler ve yaşlanmaya bağlı bilişsel gerilemeyi yavaşlatır. Eğitim, zihinsel uğraşlar, tekrar, beyin egzersizleri, sosyal ilişkiler, sağlıklı yaşam ve zihni dengeli şekilde zorlamak zihinsel gelişimin temel yollarıdır.


ENGLISH SUMMARY


Mental development is the process of improving mental functions such as intelligence, memory, attention, perception, emotional regulation, imagination, and learning. Developing the mind enhances learning capacity, strengthens emotional resilience, supports creativity, and slows down age-related cognitive decline. Education, mental activities, repetition, brain exercises, social interaction, healthy lifestyle habits, and moderately challenging the brain are the main ways to improve mental capacity at any age.










AKLIMIZA GÜVENEMEME: NEDENLER, ÇÖZÜMLER

 


Önceki yazılarımızda, kişinin aklına güvenmesinin yararlı bir durum olduğunu; ancak bireyin kendi aklına aşırı güvenmesinin ya da hiç güvenmemesinin bazı sakıncalara yol açabileceğini belirtmiştik. Bu yazıda, kişinin kendi aklına güvenmemesi ve onu yeterli görmemesi durumunu ele alacağız.


 KENDİ AKLINA GÜVENEMEYEN KİŞİLER


Bireysel farklılıklar olsa da, bu kişiler genellikle karar vermekte zorlanırlar. Başkalarının fikirlerini kendi düşüncelerinden üstün görme eğilimindedirler. Eleştiriye karşı aşırı duyarlıdırlar Mükemmeliyetçi bir yapıya sahip olabilirler. Hata yapmaktan yoğun rahatsızlık duyarlar. Bu durum zamanla onların özgüvenlerini daha da zayıflatabilir.


 KİŞİDE AKLINA GÜVENEMEME SORUNUNUN OLUŞMASINA  NEDEN OLAN ETKENLER


Bunun temel nedenleri çoğunlukla psikolojik ve çevreseldir. 

İlkokula başlamadan önceki dönemde kişilik önemli ölçüde şekillenir. Bu süreçte ailenin baskıcı, aşırı koruyucu tutumları çocuğun kişilik gelişimini olduğu kadar aklına olan güvenini de olumsuz etkiler.

Ailesi tarafından sürekli eleştirilen, yanlış yaptığı söylenen ya da kendi başına karar almasına, bir şey yapmasına izin verilmeyen çocuklar, yetişkinlikte de kendi akıllarına güvenme konusunda zorlanabilirler.

Örneğin, önceki yazılarımızda değindiğimiz Zeki Ali’nin erken yaşta hayatını kaybetmesinin altında, ailesinin baskıcı tutumları, sevgisizlik, ilgi, rehberlik eksikliği ve eğitim yoksunluğunun büyük payı vardır. Zeki olmasına karşın zihinsel gelişimi desteklenmedi, yaşına uygun kişilik ve akıl olgunluğuna ulaşamadı.

Yine çocuğun aşırı korunması; sorumluluk verilmemesi onun yerine her şeyin büyükler tarafından yapılması, gerekli becerileri kazanamamasına neden olur. Bu durum yetişkinlikte zihinsel güveni zedeler.

Bunların yanı sıra sosyal karşılaştırmalar, yoğun kaygı, olumsuz düşünme alışkanlıkları ve başarısızlık korkusu da bu güveni azaltan etkenlerdendir.

 Geçmiş olumsuz yaşantılar, travmalar, özgüven eksikliği gibi etmenleri de göz ardı etmeyelim.


YAŞLILIK


Yaşlılık, bir anlamda çocukluğun ters yönde yaşanması gibidir. Bu dönemde kişinin zihinsel ve bedensel potansiyelinde giderek artan bazı doğal azalmalar görülür. Bu eksikliklerin çevresindekiler tarafından sürekli hatırlatılması, eleştiri ve uyarıların artması yalnızca yaşlıların değil, orta yaşlıların ve gençlerin bile özgüvenini ve zihinsel güvenini olumsuz etkileyebilir.

Çünkü insan beyni telkinlere karşı duyarlıdır.


ÇÖZÜMLER


Kendi aklına güvenmeyi öğrenmek bir süreçtir ve bilinçli çabalar gerektirir.

Öncelikle kişi, sürekli başkalarının onayını bekleme alışkanlığını fark etmeli ve bunu azaltmaya çalışmalıdır.

Küçük kararlarla başlamak, hata yapmayı doğal görmek, düşüncelerini açıkça ifade etmeye çalışmak, bu süreçte işe yarar..

Kişinin geçmişten gelen olumsuz inançlarını sorgulaması da önemlidir. “Ben yapamam”, “Benim fikrim doğru değildir” gibi kalıplar fark edildiğinde, bunların yerine daha gerçekçi ve destekleyici düşünceler konulmalıdır.

Kendini geliştirmek, okumak, araştırmak ve deneyim kazanmak da zihinsel güveni artırır. 

Gerektiği durumlarda bir uzman desteği almak, özgüven ve karar verme konusunda kalıcı ilerlemeler sağlar.


SON SÖZLER

Her insanın zaman zaman zor durumlarda aklına güvenememesi ve başkalarından yardım istemesi doğaldır. Ancak bu durumun sürekli hâle gelmesi ve kişilik özelliğine dönüşmesi bireyi olumsuz etkiler. Çevremizde bu durumla karşılaşan insanlar görebiliriz. Kişi, istencini ortaya koyarak benzer sorunların büyük bölümünün üstesinden gelebilir.


06 12. 2025

Dursun BİLGİN 


TÜRKÇE ÖZET


Kişinin kendi aklına güvenememesi; baskıcı aile tutumları, aşırı eleştiri, aşırı korunma, özgüven eksikliği, travmalar ve sosyal karşılaştırmalar gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Bu durum karar vermeyi zorlaştırır ve özgüveni zayıflatır. Küçük adımlarla karar verme pratiği yapmak, olumsuz düşünce kalıplarını sorgulamak, yeni deneyimler edinmek ve gerektiğinde uzman desteği almak akla olan güveni güçlendirir.


ENGLISH SUMMARY

A lack of confidence in one’s own judgment often stems from factors such as authoritarian parenting, excessive criticism, overprotection, low self-esteem, past traumas, and social comparison. This issue can weaken decision-making skills and reduce overall confidence. Starting with small decisions, challenging negative beliefs, gaining new experiences, and seeking professional support when necessary can significantly improve one’s trust in their own thinking abilities.






15 Kasım 2025 Cumartesi

AKLIMIZA AŞIRI GÜVENMENİN ZARARLARI

  


Önceki yazımızda, kişinin kendi aklını belli bir ölçüde beğenmesinin yararlı bir durum olduğunu belirtmiştik. Ancak kişinin kendi aklına aşırı güvenmesi ve kendi aklını fazla beğenmesi, hatalı kararlar alma, ilişkilerde zorlanma  gibi birçok olumsuz sonuca yol açabilir.

AŞIRI GÜVEN

Kendi aklını aşırı beğenen kişi bilgi ve yeteneklerini abartabilir, bu durum hatalı tahminlere ve yanlış kararlar alınmasına neden olur.

ÖĞRENMEYE İSTEKSİZLİK

Kendi aklını “yeterli” gören birey, yeni bilgiye karşı isteksiz hale gelir. Bu tutum entelektüel gelişimi durdurur ve kişinin düşünsel esnekliğini azaltır.

AŞIRI DÜŞÜNME

 Aşırı güven bazen kişinin sürekli kendi düşüncelerini analiz etmesine ve zihinsel döngülere girmesine neden olabilir. Bu durum uyku sorunları, kaygı ve depresyon gibi psikolojik sorunlarla ilişkilidir.

EMPATİ EKSİKLİĞİ

Kendi aklını üstün gören kişi, başkalarının fikirlerine değer vermeyebilir. Bu durum iletişimde anlaşmazlıklara yol açabilir.

İLİŞKİLERDE GERİLİM

Aşırı akıllı olduğunu düşünen birey, karşısındakini küçümseyebilir. Sonuçta kişinin arkadaşlık, iş ve aile ilişkileri zedelenebilir.

İNATÇILIK VE ÇEKİŞME

 Fikirlerini tartışmak yerine kabul ettirmeye çalışabilir, inatlaşabilir, çekişebilir.  Bu inatçı tutum, sosyal çevreden uzaklaşmaya neden olabilir.

RİSKLERİ KÜÇÜMSEME 

Aşırı güven, tehlikeleri hafife alma eğilimi yaratır. Bu da finansal, sağlık veya sosyal alanlarda ciddi sonuçlar doğurabilir.

 YANLIŞ STRATEJİLER 

Kendi  düşüncesini mutlak doğru gören kişi, alternatifleri değerlendirmeden hareket eder. Yaptıkları başarısızlıkla sonuçlanabilir.


KİŞİLİKSEL YANSIMALAR


Kişinin aşırı şekilde aklına ve zekasına güvenmesi yani benlik algısının şişkin olması bazı davranışsal hatalara neden olabilir. Bunların bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

AKLINI AŞIRI BEĞENEN KİŞİ

Kişisel farklılıklar olmakla birlikte genellikle aklını aşırı beğenen kişi:

Kendisini üstün görür, eleştiriyi kabul etmekte zorlanır, hatasını kabüllenmez. Başkalarının başarılarını küçümser, “Ben bilirim” anlayışı baskındır. Yeni fikirlere kapalı olabilir, başkalarını dinlemeden yargıya varır. Sosyal karşılaştırmalarda üstünlük beklentisi taşır. Başarıyı kendine, başarısızlığı ise dış etkenlere bağlar. İlişkilerde baskın olma isteği ağır basar.


BAZI İZLENİMLERE GÖRE 


En akıllılar kendini sorgulayanlardır. En cahiller ise kendini kusursuz sananlar…

Kendisini aşırı akıllı gören kişi, gerçek gelişimin önündeki en büyük engeldir; çünkü öğrenmeye değil, kanıtlamaya odaklanır.


DENGELİ BİR YAKLAŞIM NEDEN ÖNEMLİDİR?


 SAĞLIKLI ÖZGÜVEN

 kişi kendine güvenir ama aynı zamanda hata yapabileceğini de kabul eder.

 ELEŞTİREL DÜŞÜNME

Birey, yerine göre kendi aklını sorgular, başkalarının bakış açılarını önemser ve değerlendirir.

ZİHİNSEL ESNEKLİK

Kişi  kendi fikirlerine körü körüne bağlı kalmaz, gerektiğinde düşüncelerini değiştirebilir.

Bu tutumlar kişinin zihinsel gelişimini ve yaşam kalitesini olumlu yönde etkiler.

15.11.2025

Okuduğunuz için teşekkürler!..

Dursun Bilgin


TÜRKÇE ÖZET

Kişinin kendi aklını beğenmesi bir ölçüye kadar sağlıklıdır; ancak aşırısı, öğrenme isteğini azaltır, hatalı kararlar doğurur ve ilişkileri zedeler. Dengeli bir özgüven, eleştirel düşünme ve zihinsel esneklik, hem kişisel gelişim hem de toplumsal uyum için gereklidir.


ENGLISH SUMMARY

Admiring one’s own intellect can be beneficial to a certain extent, but excessive self-confidence leads to poor decisions, lack of learning, and damaged relationships. Balanced self-confidence, critical thinking, and mental flexibility are essential for both personal growth and social harmony.








9 Kasım 2025 Pazar

AKLIMIZI BEĞENMEK, YARARLI MIDIR?

 



Kişinin kendi aklını beğenmesi ve ona güvenmesi, belirli bir ölçüye kadar oldukça yararlıdır. Çünkü kişi, aklının gücüne inanarak zihinsel kapasitesini daha iyi kullanır, gizilgücünü daha kolay ortaya çıkarır ve daha tatmin edici bir yaşam sürdürebilir.

Önceki yazımızda insanların neden kendilerini akıllı gördüklerinden söz etmiştik. Bu yazıda ise, kişinin kendi aklını beğenmesinin başlıca yararlarına değiniyoruz.

Kendi aklını beğenen bireylerin:

KARAR ALMA BECERİSİ ARTAR

Kendi aklına güvenen kişi, sürekli başkalarının onayını beklemeden karar verebilir. Bu durum, daha hızlı ve tutarlı hareket etmeyi sağlar. Elbette akıllı kişi her zaman tek başına hareket etmez, gerektiğinde başkalarının görüşlerinden yararlanır ve uzmanına danışır.

ÖZGÜVEN VE ÖZSAYGI GELİŞİR

kişinin kendi aklına güvenmesi, bir bakıma kendine güvenmesi de demektir. Kendi düşüncelerine değer veren birey, kendini daha çok sever ve özüne saygı duyar. Bu da psikolojik dayanıklılığı artırır.

DUYGUSAL DENGE SAĞLAR 

Kendi aklını beğenmek, içsel çatışmaları azaltır ve kişinin kendisiyle barışık olmasına yardımcı olur.

POTANSİYELİNİ GERÇEKLEŞTİRME ŞANSI ARTAR

 Kendi aklına güvenen birey, yeteneklerini daha rahat ortaya koyar ve yeni fırsatlara cesaretle yaklaşır.

ENGELLERİ AŞMA GÜCÜ KAZANIR

 Zorluklar karşısında yılmadan çözüm üretme becerisi gelişir. Bu da kişinin daha dirençli olmasını sağlar.

YARATICILIK VE ÖZGÜNLÜK TEŞVİK EDİLİR

Kendi fikirlerine değer veren birey, başkalarının düşüncelerine körü körüne bağlı kalmaz; özgün düşünür, yaratıcı çözümler üretir.

GÜDÜLENMEYİ (MOTİVASYON) ARTIRIR

Kendi düşüncelerini değerli bulmak, bireyin hedeflerine daha istekli şekilde yönelmesini sağlar.

SAĞLIKLI İLİŞKİLER KURAR

Başkalarının görüşlerine saygı duymakla birlikte, kendi sınırlarını da korur. Bu denge, ilişkilerde güven ve saygıyı artırır.

İKNA YETENEĞİ ARTAR

Kendi aklını beğenen birey, düşüncelerini daha etkili ve tutarlı şekilde anlatabilir. Bu da iletişimde başarıyı getirir.

 KENDİNİ TANIMA SÜRECİ HIZLANIR 

Kendi aklını beğenmek, kişinin içsel dünyasını keşfetmesini kolaylaştırır. Onun daha bilinçli bir yaşam sürmesini sağlar.

HAYAT DOYUMU ARTAR

 Kendi aklına güvenen birey, yaşamını başkalarının beklentilerine göre değil, kendi değerlerine göre şekillendirir. Bu da ona daha anlamlı ve doyurucu bir yaşam sunar.

AKLA GÜVENMEDE DENGE

Çoğunlukla her konuda olduğu gibi akla güvenmede de bir denge önemlidir. Aklımıza güvenmememiz ya da aşırı güvenmemiz bazı olumsuzı sonuçlara neden olabilir. Bu konunun olası risklerini ise sonraki yazılarda ele alacağız.

Akıllı ve sağlıklı kalınız!

08.11.2025

Okuduğunuz için teşekkürler!..

Dursun BİLGİN

Türkçe Kısa Özet

Kişinin kendi aklına güvenmesi; karar verme, özgüven, yaratıcılık, iletişim, sorun çözme ve yaşam doyumu gibi birçok alanda önemli yararlar sağlar. Ancak aşırı güven de risk oluşturabileceğinden dengeli olmak gerekir.

English Short Summary

Trusting one’s own intelligence improves decision-making, self-confidence, creativity, resilience, communication, and life satisfaction. However, maintaining balance is essential, as both lack of confidence and excessive confidence can lead to negative outcomes.





2 Kasım 2025 Pazar

EN AKILLI KİM? NEDEN?

 


Bu yazıda bir örnekçe eşliğinde bu sorunun izini süreceğiz.

ÖRNEKÇE 

Rahmetli Mercan Amca ile bir söyleşi sırasında dinlediğim bir örnekçe (kıssa) beni çok etkilemişti. Bu örnekçeyi yalnızca benim bildiğimi sanıyordum. Meğer en son öğrenen benmişim.

Örnekçe şöyle: Herkesin akıllarını bir havuzda toplamışlar. Ardından “Kimin aklını beğenirseniz, onu size vereceğiz” demişler. 

Herkes kendi aklını seçmiş.

Bu örnekçede, herkesin kendi aklını beğendiği  vurgulanmaktadır. En akıllı, yani zekasını en iyi kullanan kişinin kendisidir.


BANA GÖRE

Kendi gözlemlerime göre de bu görüşe katılıyorum. Herkes demesek bile büyük çoğunluk, kendi aklını beğeniyor; en akıllının kendisi olduğunu sanıyor. Kişi, başka türlü bir kusuru, suçu ya da olumsuz yakıştırmayı kabul edebilir; ancak “akılsız” olarak nitelendirilmeyi asla içine sindiremez. 

Sanırım hekimler her çeşit yakınmayla karşılaşmışlardır; ama aklından şikayetçi olan birine pek rastlamamışlardır. 

Çünkü insanlar akıllı olmaktan asla ödün vermek istemez.

Bu, benliği koruyan güçlü bir iç savunmadır.


KİŞİ NEDEN KENDİSİNİ EN AKILLI SANIR?

Kişinin tüm bilgi ve deneyimleri, sinaptik bağlarla zihnine yerleşmiştir. Her birey dünyayı kendi deneyimlerine, değerlerine ve bilgilerine göre yorumlar. Bu durum, kişinin kendi aklını ön planda tutmasına yol açar. 

Kişinin kendisini akıllı sanması insan doğasının doğal bir yanıdır. Psikolojide buna “bilişsel yanılgı”  denir.

Bu, benlik saygısını ve içsel dengeyi korur.

Yani kişi, farkında olmadan “ben akıllıyım, çünkü aksi düşünmek rahatsız eder” der.

Kendi aklına güvenmek, bireyin kendini güvende ve kontrol sahibi hissetmesini sağlar

İnsanlar, çoğunlukla kendi bilgilerine uygun olan bilgileri izler, benimser ve beğenir. Bu bilgilerle ilgili beyindeki sinaptik bağlar daha da güçlenir. Kendi düşüncelerinin doğruluğuna inanan bireyde, kendi aklını beğenme eğilimi artar.

Örneğin şu an bu yazımı okuyup kendi düşüncelerine uygun bulunanlar, sanırım yazımı da beğenmişlerdir.

Ancak zihinsel gelişim; farklı ve yeni düşüncelerle, bilgilerle, deneyimlerle tanışmayı gerektirir.


SON SÖZ

Bireyin kendini akıllı sanması, öyle boşu boşuna bilinçdışı bir inanış ya da savunma mekanizması değildir. Her bir birey, aklını kullandığı alanda harika işler çıkarabiliyor, kendine göre önemli başarılara imza atıyor.


02. 11. 2025

Okuduğunuz için teşekkürler!..

Dursun Bilgin 

Sonraki yazı: Kendimizi Akıllı Hissetmemiz Yararlı mıdır?

….


TÜRKÇE ÖZET

Bu yazıda “En akıllı kim?” sorusu, kısa bir “örnekçe” üzerinden tartışılıyor. İnsanların kendi akıllarını beğendiği, çünkü yaşamı kendi bilgi ve deneyimleriyle yorumladıkları belirtiliyor. Psikolojide “bilişsel yanılgı” olarak adlandırılan bu durum, kişinin benlik saygısını ve içsel güvenini koruyan doğal bir mekanizma. Her birey, aklını kullandığı alanda başarılı olduğuna inandığı için kendisini diğerlerinden daha akıllı görme eğilimindedir. Ancak zihinsel gelişim, farklı düşünceler ve yeni bilgilerle mümkün olur.


 ENGLISH SUMMARY

This article explores the question “Who is the smartest?” through a short illustrative story. It highlights that people generally prefer their own intelligence because they interpret the world through their personal knowledge and experiences. In psychology, this is known as a “cognitive bias,” which helps protect self-esteem and a sense of control. Each individual tends to believe they are intelligent, especially in areas where they achieve success. However, true mental growth requires openness to different perspectives and new information


26 Ekim 2025 Pazar

ZEKA MI, AKIL MI DAHA ÖNEMLİ? AKILLI OLMANIN AVANTAJLARI

 



Bu konuda bir tartışma açılsa her ikisi için de güçlü gerekçeler sunulabilir. Ben, zekayı çok fazla değiştirme şansımız olmadığı için  aklı öne çıkarıyorum. Sanırım çoğunluğunuz da bu konuda bana katılacasınız.


TANIMLAR

Önceki yazımızdan kısaca hatırlayalım:

Zekâ, kişinin öğrenme, düşünme, değerlendirme gibi zihinsel işlerdeki düzeyidir.

Akıl ise insanın zekâsını doğru, yararlı, mantıklı ve ahlaki (etik) bir biçimde kullanma yeteneğidir.

Kişinin zekâsına ek olarak edindiği bilgi ve deneyimler, aklını daha verimli kullanmasında ona yardımcı olur.


AKILLI OLUNCA NE OLUR?

Kişi daha başarılı olur.

Akıllı insanların hayatın her alanında başarılı olma olasılığı yüksektir.

Ne kadar zeki olursa olsun, bir ilkokul mezunu, üniversite sınavında lise mezunuyla aynı koşullarda yarışamaz. Çünkü lise mezununun bilgi birikimi ve düşünme şekli yani aklının altyapısı daha gelişmiştir.

Akıllı insan başkalarıyla daha iyi ilişkiler kurabilir. 

Zeki Ali gibi zeki ama sosyal becerileri gelişmemiş biri, iletişimde zorlanabilir. Akıl, empati ve anlayışla birleştiğinde ilişkiler güçlenir.

Sorunlara mantıklı çözümler üretir.

Akıllı kişiler olaylara sadece duygusal değil, mantıksal açıdan da yaklaşır. Durumu değerlendirir, sonucu düşünür ve en uygun yolu seçer.

Daha mutlu olabilir.

Çünkü akıllı insan, aile bütçesini, zamanını ve enerjisini dengeli kullanır. Gerçekçi hedefler belirler; istekleriyle olanaklarını karıştırmaz.

Duygularını ve dürtülerini kontrol eder.

Canının her istediğini hemen yapmak yerine, kısa ve uzun vadeli sonuçları hesaba katar. Düşünmeden hareket etmez, sabırlı davranır.


ZEKÂ YETERLİ MİDİR?

Sadece zekâya güvenmek kişiyi bazen aceleci, sabırsız ve hataya açık hale getirebilir.

Zekâ ne kadar güçlü olursa olsun, akıl rehberliğinde kullanılmazsa, Zeki Ali örneğinde olduğu gibi yanlış sonuçlara da götürebilir.


YANILMA PAYI

Ne kadar zeki ya da akıllı olursak olalım, yanılma olasılığımız her zaman vardır. Bu da bizi daha dikkatli ve alçakgönüllü olmaya teşvik eder


AKIL GELİŞEBİLİR

Zekâ doğuştandır. Kişinin kendi zekâsını köklü biçimde değiştirmesi zordur. Oysa akıl, yaşam boyu geliştirilebilir. Bu yüzden aklımızı geliştirmek daha önemlidir.

Yeni bilgiler edinmek, tecrübelerden ders çıkarmak, olaylara farklı açılardan bakmak aklı olgunlaştırır.

Kullanılmayan zekâ, yer altındaki hazine gibidir: Değeri vardır ama işe yaramaz. Akıl, o hazineyi gün yüzüne çıkarır ve en iyi şekilde değerlendirir.

Bu noktada kişinin “dahi” olması gerekmez; önemli olan elindeki zihinsel potansiyeli geliştirmesi ve kullanmasıdır.

Zihnimizi nasıl geliştirebiliriz? İlerleyen zamanlarda…

SON SÖZLER

Zeka bir motor gücü gibidir, seni hızlı ilerletir.

Akıl ise direksiyon gibidir, seni doğru yöne yönlendirir.

Zeka olmadan ilerlemek zor, ama akıl olmadan ilerlemek tehlikelidir.

Bu yüzden en değerlisi, aklın rehberliğinde kullanılan zekâdır.

Zekâ ve akıl birlikte çalıştığında, insan hem daha üretken hem de daha huzurlu olur. 


26. 10. 2025

Sağlıklı ve akıllı kalın! 

Okuduğunuz için teşekkürler! 

Dursun BİLGİN


 Kısa Özet (Türkçe)


Zekâ doğuştan gelen bir bilişsel kapasitedir; akıl ise bu kapasitenin doğru, mantıklı ve ahlaki biçimde kullanılma yeteneğidir.

Zekâ hızlı düşünmeyi sağlar ama akıl doğru yönü gösterir.

Yalnızca zekâya güvenmek hatalara yol açabilir, oysa akıl rehberliğinde kullanılan zekâ başarıyı, mutluluğu ve iç dengeyi getirir.

Zekâmızı tamamen değiştiremeyiz, ancak aklımızı yaşam boyu geliştirebiliriz.

Kısacası: Zekâ hızdır, akıl yön. En değerlisi, aklın rehberliğinde ilerleyen zekâdır.


 Short Summary (English)


Intelligence is our innate cognitive ability, while wisdom (reason) is the skill of using it correctly, logically, and ethically.

Intelligence makes us think fast, but wisdom shows the right direction.

Relying only on intelligence can lead to mistakes, whereas intelligence guided by wisdom brings success, happiness, and balance.

We may not change our intelligence much, but we can develop our wisdom throughout life.

In short: Intelligence gives speed; wisdom gives direction. The most valuable is intelligence guided by wisdom.








20 Ekim 2025 Pazartesi

ZİHİN, ZEKA, AKIL AYNI ŞEY MİDİR?

 



Günlük hayatta çoğu zaman birbirinin yerine kullanılan zihin, zeka ve akıl kavramları, birbirine benzese de aynı şeyler değildir.

Bu kavramları yakından tanımak, hem daha bilinçli olmamıza hem de zihinsel ve diğer işlerde daha başarılı olmamıza yardımcı olur.

Hadi, kavramlara birlikte bakalım.


ZİHİN

Zihin, düşünme, algılama, hatırlama, hayal etme ve bilinç gibi beyin faaliyetlerinin genel adıdır. Yani beynin yaptığı bilişsel işlerin bütünü…


ZEKA

Zeka, öğrenme, problem çözme, yeni durumlara uyum sağlama, düşünme, objektif gerçekleri algılama, yargılama, sonuç çıkarma, değerlendirme ve yaratıcılık becerilerini kapsar. Yani bir varlığın zihinsel işlerdeki düzeyi ve kapasitesi…

Özelliği: Zeka, daha çok bilgi işleme hızı ve problem çözme kapasitesiyle ilgilidir.

Örnek: Bir matematik problemini kısa sürede çözmek ya da yeni bir icat geliştirmek zekânın göstergesidir.

Zekâ güçlü olduğunda insan, yeni durumlara hızlı uyum sağlar; karşılaştığı sorunlara pratik çözümler üretir.

İnsanlar farklı yönlerden zeki olabilirler; bu nedenle farklı zeka türlerinden söz edilir.


AKIL

İnsanın doğruyu yanlıştan ayırmasını, mantıklı düşünmesini, sonuç çıkarabilmesini karar vermesini sağlayan yetidir. Yani insanın zekâsını doğru ve yararlı biçimde kullanması…

Akıl, zekayı nasıl ve ne zaman kullanacağımıza rehberlik eder.

Özelliği: Daha çok ahlak, mantık, karar verme ve yargılama ile ilgilidir.


ÖRNEKLER

Önceki yazıda sözü edilen Zeki Ali’nin okuldaki başarıları dikkate alındığında zeki olduğu söylenebilir; ancak günlük hayattaki davranışlarına bakıldığında akıllı olduğu söylenemez.

Özellikle ailede gerekli eğitimi alamadığı için mantıklı davranamamakta, çoğunlukla duygusal tepkiler vermektedir.

Zekâsını olumsuz işlerde kullanması akılla bağdaşmaz.

Para bulmak için hırsızlık yapması, ahlaki bir davranış değildir.

Belki de Ali, akıllıca davransaydı, üvey annesinin gönlünü kazanabilirdi.

Benzer şekilde, bir kişinin zararlı bir davranıştan vazgeçmesi de akıl yürütmesinin sonucudur.

Eğer akıl olmasaydı, her güçlü isteğimizin peşinden gidip sonuçlarını düşünmeden hareket ederdik; değil mi?

SON BİRKAÇ SÖZ

Üçü de insanın düşünme kapasitesiyle ilgilidir. Zekâ hızlı düşünebilme, akıl ise doğru düşünebilme yeteneğidir.

Birbirini desteklerler: Zihin olmadan akıl ve zeka çalışmaz. Üçü de iç içe geçmiş süreçlerdir.

Hepsi beynin işleyişiyle bağlantılıdır.

Zekanın belirli yönleri (tamamı değil), IQ testleri gibi araçlarla ölçülebilir. Aklın ölçülemeyeceği düşünülmektedir. 

Zekâ daha çok kalıtımla ilişkilidir; akıl ise genellikle deneyim, bilgelik ve ahlaki değerlerle şekillenir.

Hayatta başarılı ve dengeli olabilmek için, bu üç gücü birlikte ve uyum içinde kullanmak gerekir.

Okuduğunuz için teşekkürler!..

Dursun BİLGİN


TÜRKÇE KISA ÖZET

(Okumaya zamanı olmayanlar için)


Zihin, zeka ve akıl kavramları günlük dilde birbirinin yerine kullanılsa da aslında farklıdır:


- Zihin, düşünme, algılama, hatırlama gibi tüm bilişsel süreçlerin genel adıdır.

- Zeka, öğrenme, problem çözme ve yeni durumlara uyum sağlama kapasitesidir.

- Akıl, doğruyu yanlıştan ayırma, mantıklı kararlar alma ve zekayı etik biçimde kullanma yetisidir.


Bu üç kavram birbiriyle bağlantılıdır; zihin olmadan zeka ve akıl çalışmaz. Zeka doğuştan gelen bir kapasiteyken, akıl deneyim ve ahlaki değerlerle gelişir. Hayatta denge ve başarı için bu üç gücün uyum içinde kullanılması gerekir.


 ENGLİSH SUMMARY


Although often used interchangeably, mind, intelligence, and reason are distinct concepts:


- Mind refers to all cognitive functions like thinking, perceiving, and remembering.

- Intelligence is the capacity to learn, solve problems, and adapt to new situations.

- Reason (or wisdom) is the ability to distinguish right from wrong and use intelligence ethically and logically.

These three are interconnected; without the mind, intelligence and reason cannot function. Intelligence is largely innate, while reason develops through experience and moral values. A balanced and successful life requires the harmonious use of all three.



5 Ekim 2025 Pazar

ZEKİ ALİ NEDEN ERKEN YAŞTA ÖLDÜ? ÇOCUK EĞİTİMİNDE ANNE BABALARIN HATALI TUTUM VE DAVRANIŞLARI

 


Ali, sınıfın en zeki öğrencisiydi. Matematikte en karmaşık problemleri çözer, derslerde söz alır, her konuda arkadaşlarına yardımcı olmaya çalışırdı. Arkadaşları onun fikirlerine güvenirdi. Sessiz, meraklıydı. Büyüdüğünde öğretmeni gibi öğretmen olmayı hayal ederdi.


Ama hayat, insana ne getirir, ne götürür belli olmuyor.


Ali, üçüncü sınıftayken annesini kaybetti. O gün Ali’nin dünyası karardı. Annesi, onun hem sığınağı hem de sırdaşıydı. Annesinin gülüşü, saçlarını okşayışı, gece uyurken üstünü örtüşü… Hepsi bir anda yok oldu. Küçücük bir çocuk olarak, kocaman bir yalnızlığa gömüldü. O gün, yaşamında tarifsiz bir boşluk açıldı. Küçücük yaşında derin bir yalnızlığın içine gömüldü.


Bir yıl geçmeden babası, iki çocuklu dul bir kadınla evlendi. Başlangıçta üvey annesi ona şefkatli davranıyor, ilgileniyordu. Ali umutlanmıştı; belki yeniden birine “anne” diyebilecekti. Fakat zamanla işler değişti. Kadın, Ali’nin zekâsını ve babasının ona gösterdiği ilgiyi kıskanmaya başladı. Küçük bahanelerle onu suçluyor, babasına şikâyet ediyordu. Kırılan tabak, bardak, kardeşleriyle çıkan anlaşmazlıklar… Her şeyin sorumlusu Ali gösteriliyordu. Hatta annesinin ölümünden bile o sorumlu tutuldu: “Zavallı kadın Senin kahrından öldü!” denildi.


Evdeki ağır işler Ali’ye yüklendi. Sürekli eleştirildi, sözleri dikkate alınmadı. O, ne yaparsa yapsın değer görmedi.kardeşleriyle, başkalarıyla kıyaslandı: “Bak onlar senden daha akıllı, daha uslu. Sen yaramazın tekisin!” diye aşağılandı.


Babası giderek eşinin sözlerine inandı. Cezalar arttı. Ali artık yalnızca bir çocuk değil, günah keçisiydi. Disiplin bahanesiyle Ali sürekli azarlanıyor, cezalandırılıyordu.


Bu baskıcı tutum Ali’de bazı değişimlere yol açtı. Yaramazlık yapıyor, yaptığı yaramazlıklardan verilen cezalardan garip bir şekilde haz alıyordu. Belki de gördüğü ilgisizliğe ve sevgisizliğe karşı sessiz bir isyandı bu!..


Ali üstün zekâsını artık yanlış işlerde de kullanmaya başladı. Para bulabilmek için hırsızlık yoluna yöneldi. Kapı önlerinden ayakkabı, bahçelerden oyuncak çalıp satıyordu. Hırsızlık yapmak istemiyor, fakat içinde bir güç onu buna itiyordu.


Bir gün ayakkabı çaldığını gören biri Ali’yi gizlice takip ederek babasına şikâyet etti. Ali pişman olduğunu söyledi, özür dileyip ayakkabıyı geri verdi. Ancak babası, “Beni rezil ettin!” diyerek onu cezalandırdı; tokatlamak istememelerine karşın Ali'yi  tutarak kardeşlerine Ali’yi zorla tokatlatlattı.

(Not: Böyle bir ceza hiçbir koşulda uygulanmamalı. Döven ve dövülen çocukların ruhunda derin yaralar açabilir.)


Ali’nin yaramazlıkları artık okulda da göze batmaya başlamıştı.


O zamanlar mecburi eğitim yalnızca beşinci sınıfa kadardı. Babası onu okutmak istemiyordu. Öğretmeni, “Ali çok özel bir çocuk. İyi bir eğitim alırsa başarılı olur, her şey zamanla düzelir.” diyerek babasını ikna etmeye çalıştı. Fakat babası, “Altını ıslatıyor, onu okutacak param yok.” diyerek geri çevirdi. Devletin himayesini de kabul etmedi. “Çalışsın, ekmeğini kazansın.” diyerek bütün kapıları kapattı.


Ali bir yıl daha bu koşullarda yaşadı. Ama artık dayanacak gücü kalmamıştı. Çareyi kaçmakta buldu. Büyük bir şehre gitti. Önce bir akrabasının yanına sığındı. Fakat orada da “Ev kalabalık, sana bakamayız.” denilerek kapılar yüzüne kapandı.


Artık Ali’nin evi sokaklardı. Karnını çöpten bulduğu yiyeceklerle doyuruyor, geceleri metruk evlerde yatıyordu. Marketlerden ekmek, çikolata, içecek çalıyor; sonra hızla uzaklaşıyordu. Çalışmak istedi, fakat yaşı küçük olduğu için kimse iş vermedi. Yalnızlık ve çaresizlik üzerine ağır bir yük gibi çöktü.


Eğer biri ihbar etseydi, belki devlet sahip çıkacaktı. Sokaktakiler, onu sıradan bir ailenin çocuğu sanıyorlardı.


Soğuk bir kış günü, Ali titreyerek bir metruk evin köşesine kıvrıldı. Çöpten bulduğu eski bir battaniyeye sarındı. Her zaman olduğu gibi o gece de annesinin hayalleriyle gözlerini kapattı ve bir daha hiç açamadı. Günler sonra cesedi bulundu. Soğuktan mı öldü, yoksa başka bir sebepten mi? Bunu ancak otopsi raporunu görenler bilebildi. Sağlığında olduğu gibi öldüğünde de yanında kimse yoktu. O şimdi kimsesizler mezarlığında yatıyor... Benzer yazgıyı yaşayanlarla  birlikte. ..



Zeki Ali neden erken yaşta öldü?

Soğuktan mı?

Annesizlikten mi?

Ailesinden göremediği sevgi, ilgi, rehberlik ve eğitim yoksunluğundan mı?

Yetkililerin bir ihmali mi var?

Yoksa hepsinden biraz mı?

Ya da başka bir şeyden mi?


Hâlâ merak ederim…

.....


Görüldüğü üzere, öyküde olumsuz anne- baba davranışlarına dikkat çekiliyor. Zeki bir çocuk, bu tür olumsuz tutumlar karşısında isyankâr bir tavır sergilemek zorunda kalabilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki, her çocuk farklıdır; olumsuz davranışlardan farklı şekillerde etkilenebilir ve farklı tepkiler gösterebilir.


Bu tür yanlış tutumlar, çocuklarda yetersizlik duygusu, özgüven eksikliği, kaygı, korku ve başarısızlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca çocuğun bağımsızlık duygusunu, zihinsel, sosyal ve kişilik gelişimini de zedeleyebilir.


Tam tersi onunla aşırı ilgilenmek, her dediğini yapmak, onu aşırı özgür bırakmak gibi gibi yaklaşımlarda çocuğu olumsuz etkileyebilir. Çoğunlukla her şeyde olduğu gibi eğitimde de ortak karar önemlidir.


Çocuğun sağlıklı gelişebilmesi için koşulsuz sevgi, sabır, dinleme, ilgi gösterme, değer verme ve sınırları sevgiyle koyma gibi tutumlar oldukça geçerlidir.


Sonraki yazılarda bu yazıyı örnek olarak kullanacağım. Öyküyü unutmamanızı öneririm.


Okuduğunuz için teşekkürler!..

Dursun Bilgin 

Sonraki yazı:








ZİHİNSEL İŞLER VE ÖNEMİ


(Okumaya zamanı olmayanlar için Türkçe- İngilizce özet yazının sonunda!)


Buradaki içerikler; zihinsel işlevler, zihinsel (veya bilişsel) süreçler; başlıkları altında da sunulmaktadır.

Beynimiz hayatta kalmamızı sağlayan önemli zihinsel görevleri yerine getirir. Bazıları şunlardır: 


DÜŞÜNME 


Zihnin en belirgin işlevlerinden biri düşünmektir. Mantıklı çıkarımlar yapmak, olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kurmak, değerlendirme yapmak ve çözüm üretmek hep zihinsel süreçlerdir. Düşünme, hem akılcı hem de yaratıcı biçimlerde ortaya çıkabilir.


BELLEK (HAFIZA)


Zihin, yaşanmış olayları, öğrenilmiş bilgileri ve duygusal deneyimleri kaydetme ve gerektiğinde hatırlama ve kullanma yeteneğine sahiptir. Hafıza, kim olduğumuzu anlamamıza da yardımcı olur.


HAYAL GÜCÜ


Gerçek olmayanı düşünebilme, geleceği tasarlayabilme veya geçmişi yeniden canlandırabilme yetisi hayal gücüyle ilgilidir. Zihin, var olanla yetinmez; olmayanı da yaratır. Bu sayede sanat, edebiyat ve bilim gibi alanlarda yenilikler ortaya çıkar.


ÖĞRENME YETENEĞİ

Zihin, sürekli olarak bilgi toplar, analiz eder ve öğrenir. Yeni bir beceri edinmek, deneyimlerden ders çıkarmak ya da bir davranışı pekiştirmek zihinsel öğrenme süreçleriyle mümkündür. Öğrenme, zihinsel gelişimin temel taşıdır.


DUYGULARLA ETKİLEŞİM


Zihin yalnızca düşünce üreten bir yapı değildir; duygularla da sürekli etkileşim içindedir. Mutluluk, korku, öfke, heyecan gibi duygular zihinsel süreçleri etkilerken, aynı zamanda düşünceler de duyguların yönünü değiştirebilir. Bu çift yönlü etkileşim, insan davranışlarını şekillendirir.


DİKKAT


Zihin belirli bir konuya yoğunlaşabilir ve dikkatini sürdürebilir. Ancak dikkat süresi sınırlıdır ve zihinsel yorgunluk, stres ya da çevresel uyaranlar bu süreyi kısaltabilir. Dikkat yönetimi, öğrenme ve verimli çalışma açısından büyük önem taşır. Dersine, okuduğuna, işine yoğunlaşma; başarıyı  artırır. 


BİLİNÇ VE FARKINDALIK


Zihin, bireyin hem kendi iç dünyasının hem de dış çevrenin farkında olmasını sağlar. Bu özellik sayesinde kişi; düşüncelerini gözlemleyebilir, duygularını tanımlayabilir ve çevresinde olup biteni anlamlandırabilir. Bilinç düzeyimiz, uyku, uyanıklık, dikkat gibi durumlara göre değişkenlik gösterebilir. Farkındalık, bilinçli karar alma süreçlerinin temelidir.


ÖZ-FARKINDALIK VE KENDİLİK BİLİNCİ


Zihnin en gelişmiş özelliklerinden biri de kişinin kendisini tanıyabilmesidir. “Ben kimim?”, “Nasıl biriyim?” gibi sorular zihinsel gözlemle yanıtlanır. Öz-farkındalık, hem kişisel gelişimin hem de sağlıklı ilişkilerin temelidir.


ESNEKLİK VE UYUM SAĞLAMA (ADAPTASYON)


Zihin, değişen koşullara uyum sağlama becerisine sahiptir. Yeni durumlara açık olmak, düşünce kalıplarını güncelleyebilmek zihinsel esnekliğin bir göstergesidir. Bu esneklik sayesinde insanlar krizleri atlatabilir, yeni yollar keşfedebilir. Zihinsel esneklik, gelişimin anahtarıdır.


Zihnimizi anlamak ve geliştirmek, daha bilinçli bir yaşam sürmenin kapılarını aralar.


Okuduğunuz için teşekkürler!..

04. 10. 2025

Dursun BİLGİN


Sonraki yazı: ZEKİ ALİ NEDEN ERKEN YAŞTA ÖLDÜ? (yaşanmış örnek olay)


Özetler

Türkçe 


Zihinsel işler; düşünme, hafıza, hayal gücü, öğrenme, dikkat, duygularla etkileşim, bilinç, öz-farkındalık ve adaptasyon gibi süreçleri kapsar. Zihin, hem bilgi işleme hem de duygusal deneyimleri anlamlandırma yeteneğine sahiptir. Bu işlevler sayesinde bireyler öğrenir, karar verir, kendini tanır ve çevresine uyum sağlar. Zihni geliştirmek, daha bilinçli ve dengeli bir yaşamın temelidir.


English Summary:


Mental functions include processes such as thinking, memory, imagination, learning, attention, emotional interaction, consciousness, self-awareness, and adaptation. The mind has the ability to process information and interpret emotional experiences. Through these functions, individuals learn, make decisions, understand themselves, and adapt to their environment. Developing the mind is key to living a more conscious and balanced life.





28 Eylül 2025 Pazar

BEYNİMİZ NASIL ÇALIŞIR? ZİHNİMİZİN İŞLEYİŞİ

 


Zihnimiz, çevremizden gelen bilgileri işleyen ve anlamlandıran son derece karmaşık bir sistemdir.

Zihnimiz; elektriksel sinyaller, kimyasal iletim ve esnek sinir ağları sayesinde çalışır. Uyarılar, duyu organları aracılığıyla alınarak elektriksel sinyallere dönüştürülür ve beyne iletilir. Beynin ilgili merkezlerinde bu bilgiler yorumlanır, eski bilgilerle karşılaştırılır ve anlamlandırılır. Önemli görülen veriler belleğe (hafıza) kaydedilir.

Bu süreçte nöronlar arasında yeni sinaptik bağlantılar oluşur. Bağlantılar tekrarlandıkça güçlenir ve bilgi uzun süreli hafızaya geçer. Dolayısıyla öğrenme ve hafıza, sinir hücreleri arasındaki bağlantıların yeniden yapılanmasıyla gerçekleşir

ÖRNEK: TİLKİ İLE KARŞILAŞMAK

Diyelim ki Ali ve oğlu ormanda gezerken bir tilkiyle karşılaştılar.

UYARIYI ALMA

Tilkinin görüntüsü göz aracılığıyla, sesi ise kulak aracılığıyla beyne ulaşır. Uyarılar elektriksel sinyallere dönüştürülerek beynin ilgili merkezlerine iletilir.

ESKİ BİLGİLERİ KULLANMA, ALGILAMA

Ali’nin zihninde daha önce “tilki” kavramı yer aldığından, mevcut sinaptik bağlantılar sayesinde gelen uyarıyı hızlıca “tilki” olarak algılar.

ALGILAYAMAMA

Çocuk ise tilkiyi ilk kez gördüğü için bir anlam vermekte, yani algılamakta zorlanır. Eğer zihninde “hayvan” kavramı varsa sadece hayvan olarak algılayabilir ya da köpekle karıştırabilir.

BİLGİNİN KAYDI

Babası, gördüklerinin tilki olduğunu söylediğinde çocukta yeni bir öğrenme süreci başlar. Tilkinin görüntüsü, sesi ve özellikleri sinaptik bağlantılarla anlamlı bir desen haline gelir ve belleğe kaydedilir.

HATIRLAMA

Çocuk yeniden bir tilki gördüğünde bu bağlantılar etkinleşir, tilkiyi tanır ve hafızasında canlandırabilir.

UNUTMA VE HATIRLAMANIN MEKANİZMASI

Eğer çocuk tilkiyle bir daha hiç karşılaşmazsa veya tilki konusu hiç gündeme gelmezse; beynindeki sinaptik bağlantılar zamanla zayıflar ve unutma gerçekleşir. Ancak tilkiyle ilgili bilgiler tekrarlandığında ya da yeni bilgilerle desteklendiğinde bu bağlantılar güçlenir. Böylece bilgi kalıcı belleğe yerleşir.

Bu nedenle kalıcı öğrenme için, derslerde öğrenilen konuların tekrarı oldukça önemlidir.

DÜŞÜNME SÜRECİ

Çocuk bu yeni bilgiyi kullanarak düşünmeye başlar. Örneğin, “Tilki köpeğe benziyor ama farklı” diye çıkarım yapabilir. Zamanla tilkinin hızlı, kurnaz ya da ürkek gibi özelliklerini öğrenerek yeni düşünce kalıpları oluşturur.

HAYAL GÜCÜ SÜRECİ

Çocuk, tilkiyle ilgili öğrendiklerini hayal gücüyle birleştirebilir. Örneğin, tilkinin konuştuğu ya da kendisiyle oyun oynadığı bir senaryoyu zihninde canlandırabilir. Bu, beynin var olan bilgileri farklı şekillerde bir araya getirerek yeni fikirler üretmesidir.

SON SÖZ

Zihnin dinamik yapısı sayesinde insan zihni hem öğrenebilir, hem düşünebilir, hem de sürekli gelişebilir.

Okuduğunuz için teşekkürler!..

 ÖZET (Okumaya zamanı olmayanlar için)

Zihnimiz, duyu organlarından gelen bilgileri elektriksel sinyaller ve sinaptik bağlantılar aracılığıyla işler, anlamlandırır, belleğe kaydeder. Öğrenme tekrarlarla güçlenir, unutma ise bağlantıların zayıflamasıyla gerçekleşir. Düşünme ve hayal gücü, zihnin bilgileri yeniden düzenlemesiyle ortaya çıkar.

ENGLISH SUMMARY

Our mind processes information from the senses through electrical signals and synaptic connections. Learning occurs when these connections are reinforced, while forgetting happens as they weaken. Thinking and imagination arise from reorganizing and combining stored information.


Sonraki yazı: Zihnimizin Yaptığı İşler





18 Mayıs 2025 Pazar

ZİHİN NEDİR? BEYİNLE OLAN İLİŞKİSİ VE ÇALIŞMA PRENSİPLERİ (TÜRKÇE & ENGLİSH)


                                                                                      


Dünyanın, hatta evrenin en güçlü yazılımı olan; gizemli, kapalı bir kutu zihin hakkında bilgiler edinmek ister misiniz?


Zihnimiz duygularımızdan etkilenir; aynı zamanda duygularımızı da etkiler. Güzel duygular ve konforlu bir yaşam için zihni tanımak, onu doğru kullanmak ve sağlıklı tutmak oldukça önemlidir. Bu yazı dizimizde “zihin” konusunu ele alacağız.


ZİHİN NEDİR?


Zihin; beynin fiziksel olarak çalışması sonucunda ortaya çıkan düşünme, algılama, anlama, hatırlama, karar verme ve hayal kurma gibi soyut işlevlerin bütünüdür. Yani beynin faaliyetleri sonucu ortaya çıkan, görünmeyen bilişsel süreçlerdir. Duygularımızın, düşüncelerimizin, anılarımızın ve inançlarımızın şekillendiği alandır. Fiziksel olarak elle tutulamasa da zihnin varlığı, davranışlarımız ve tepkilerimizle somut şekilde gözlemlenebilir.


ZİHİN BEYNİN NERESİNDEDİR?


Zihin, tek bir beyin bölgesiyle sınırlı değildir. Beyin, birçok bölgeden oluşur ve bu bölgeler birlikte çalışarak zihinsel süreçleri oluşturur. Örneğin:


Prefrontal korteks, karar verme, planlama ve sosyal davranışları yönetir.


Hipokampus, öğrenme ve hafızayla ilgilidir.


Amigdala, duygusal tepkileri düzenler.



Bu nedenle zihin; beynin farklı bölgelerinde eş zamanlı olarak gerçekleşen bir süreçler bütünüdür.


Beyin donanım ise, zihin onun yazılımıdır diyebiliriz. Yani dünyanın, belki de evrenin en gelişmiş bilgisayarı beyin; dünyanın, belki de evrenin en gelişmiş bilgisayar programı ise zihindir.


ZİHNİN ÇALIŞMA PRENSİBİ NASILDIR?


Zihnin bilişsel işlevleri; elektriksel sinyaller, kimyasal iletim ve esnek sinir ağı yapısı sayesinde gerçekleşir. Bu sistem, bir orkestradaki farklı enstrümanlar gibi birlikte çalışarak düşünmeyi, karar vermeyi, öğrenmeyi ve hatırlamayı mümkün kılar.


Zihin sürekli bir hareket hâlindedir. Dış dünyadan gelen verileri algılar, işler, sınıflandırır, anlam üretir ve saklar. Bu süreçte geçmiş deneyimlerden, öğrenilmiş kalıplardan ve duygusal durumdan etkilenir.


Zihin, bilinçli ve bilinçdışı olmak üzere iki temel düzeyde çalışır:


Bilinçli zihin, şu anda farkında olduğumuz düşünceleri ve kararları içerir.


Bilinçdışı zihin ise farkında olmadığımız, ancak davranışlarımızı etkileyen inançları, korkuları ve alışkanlıkları barındırır.


Zihnin ne olduğuna kısaca değindik. Zihnin nasıl çalıştığını ve görevlerini, sonraki yazımızda örneklerle daha anlaşılır biçimde açıklayacağız.


Sağlıkla, mutlulukla kalınız.

17.05.2025

DURSUN BİLGİN


Diğer yazılar, "dursunbilgin.blogspot.com"da

......


WHAT IS THE MIND? ITS RELATIONSHIP WITH THE BRAIN AND HOW IT WORKS


Would you like to learn more about the mind, the most powerful software in the world—or even the universe—a mysterious and closed system?


Our mind is affected by our emotions, and in turn, it affects them. For a pleasant emotional state and a comfortable life, it is essential to understand the mind, use it correctly, and keep it healthy. In this article series, we will focus on the topic of the mind.


WHAT IS THE MIND?


The mind is the totality of abstract functions such as thinking, perceiving, understanding, remembering, decision-making, and imagining that result from the brain’s physical activity. In other words, it consists of invisible cognitive functions that emerge through the brain's operations. It is the area where our emotions, thoughts, memories, and beliefs are shaped. Although it cannot be touched physically, the existence of the mind can be observed through our behaviors and reactions.


WHERE IS THE MIND LOCATED IN THE BRAIN?


The mind is not limited to a single region of the brain. The brain is made up of many regions, and these work together to produce mental processes. For example:


The prefrontal cortex manages decision-making, planning, and social behaviors.


The hippocampus is involved in learning and memory.


The amygdala regulates emotional responses.


Therefore, the mind is a whole system of processes that occur simultaneously in different parts of the brain.


If we compare the brain to hardware, the mind would be its software. In other words, the brain is perhaps the most advanced computer in the universe, and the mind is its most advanced program.


HOW DOES THE MIND WORK?


The cognitive functions of the mind occur through electrical signals, chemical transmission, and a flexible neural network. This system works like different instruments in an orchestra, making thinking, decision-making, learning, and remembering possible.


The mind is in constant motion. It perceives, processes, classifies, creates meaning from, and stores data from the outside world. This process is influenced by past experiences, learned patterns, and emotional states.


The mind operates on two basic levels: conscious and unconscious:


The conscious mind includes the thoughts and decisions we are aware of at the moment.


The unconscious mind contains beliefs, fears, and habits that we are unaware of but which influence our behavior.


We’ve briefly introduced what the mind is. In our next article, we will explain more clearly how it works and what its functions are, with examples.


Stay healthy and happy.

May 17, 2025

DURSUN BİLGİN


You can find more articles at dursunbilgin.blogspot.com




4 Mayıs 2025 Pazar

BİR SİGARA ÖYKÜSÜ- 9 (Son bölüm) BAKIN, SİGARAYI NASIL BIRAKTIM!



İLK DENEME: YARIM BIRAKILAN BİR SAVAŞ


Doktorumun ısrarlı uyarıları ve kendi sağlığıma ilişkin artan endişelerim sonucunda, sigarayı bırakmaya karar verdim. Bir sabah, elimde yarım kalmış bir sigara ile sobanın başına geçtim. Kalanları oracıkta yaktım ve içimden, “Artık bundan böyle sigara içmeyeceğim,” dedim. O an verdiğim sözle bir dönemi kapattığımı düşündüm.


Ancak iş sandığım kadar kolay olmadı. Takip eden iki hafta boyunca sürekli sigara dürtüleriyle savaştım. Dayanamadım. “günde sadece birkaç tane” diyerek sigaraya yeniden yöneldim. Zamanla sayı eskisini de geçmeye başladı.


DOKTORLA KARŞILAŞMA


Yeniden doktorumun kapısını çaldım. İçimde bir mahcubiyet, yüzümde pişmanlıkla olan biteni anlattım. Bana uzun uzun bakıp sadece şunu söyledi:


“Özgürsün… Ama eğer sigaraya devam edersen, bir daha yanıma gelme. Sigara içtiğin sürece yapabileceğim bir şey yok.”


Teşekkür edip üzülerek yanından ayrıldım. Bu sözler içime işledi; yüreğimde bir sızı bıraktı. Artık bir çıkış yolu bulmalıyım.


GAZETEDE KARŞIMA ÇIKAN UMUT


Bir gün tesadüfen okuduğum bir gazetede kısa ama çarpıcı bir başlık dikkatimi çekti:


“Sadece 8 saniye sabredenler, sigarayı bırakabilir.”


Merakla devamını okudum. Yazıya göre, sigara içme isteği yani kriz (dürtü) sadece 8-10 saniye sürüyor. Eğer kişi 8 saniye sabredebilirse, kriz kendiliğinden kayboluyor ve kişi sigara içmiş gibi rahatlama hissediyor. Ta ki bir sonraki krize kadar…


Bu yöntem aklıma yattı. Denedim. Dürtü (kriz) geldiğinde durdum, sadece 8 saniye...(bazı kişilerde birkaç dakika sürebilir.) Gerçekten de o dayanılmaz istek azaldı, sigara içme arzusu belirgin şekilde sönümlendi. Yöntemin İşe yarayacağına inandım.


YENİ BİR KARAR, YENİ BİR BAŞLANGIÇ


Artık kalıcı olarak sigarayı bırakmaya karar verdim. Evdeki son sigara paketini elime aldım, kiloluk büyük bir Samsun paketi... Sobaya attım. Ardına bakmadan, kararlılıkla…


SİGARA KRİZLERİYLE YAŞAMAK


Sigarayı bırakan da, içmeye devam eden de sigara krizleriyle karşılaşır. Ancak arada çok büyük bir fark vardır: İçmeye devam eden bu krizi ömür boyu yaşar; bırakan ise giderek hafifleyen, azalan bir krizle karşılaşır. Zamanla bu istek silikleşir, kaybolur. 


Ömür boyu sürecek sigara krizlerine teslim olmak mı? Yoksa birkaç hafta sabredip sonsuza  kadar kurtulmak mı? Tercih sizin.


ARAŞTIRMALARA GÖRE SİGARAYI BIRAKIRKEN SABREDİLMESİ GEREKEN KRİTİK DÖNEMLER


Sigara bırakıldıktan sonra :

İlk 3 gün: Nikotin vücuttan atılır. İstek en yoğundur.

İlk hafta: Dürtüler dalgalar halinde gelir. Şiddeti azalır.

İlk ay: Fiziksel bağımlılık büyük ölçüde azalır. Stres,öfke vb. tetikleyiciler dürtü yaratabilir. Bu konuya dikkat etmek ve sabırlı olmak önemli.

İlk üç ay: Beyin kimyası büyük ölçüde normale döner. Kalıcı bırakma süreci oturur.

Kişilere göre farklılıklar olabilir.

Kısaca şiddeti giderek azalan 8 saniyelik veya birkaç dakikalık krizlere en fazla üç ay sabredebilen kişi sigarayı bırakabilir.


GERİ DÖNÜŞ KAPISINI KESİNLİKLE KAPATIN


Sigarayı bıraktıktan sonra asla açık bir kapı bırakmayın. Eskisinden daha bağımlı hale gelebilirsiniz.


Her ne koşul olursa olsun, kararlılığınızı sürdürün. Zorluklara azıcık sabredebilirseniz ömür boyu memnun kalacaksınız. 


Sigara tiryakileri içmemeye kesin karar verdiklerinde beyin durumu kabullenir ve alışır. Kişi iradesi ve kararlılığıyla, oruç tutarken nasıl sigara içmiyorsa bıraktığı zamanlarda da içmeyebilir.


Başlangıçta zorlanıyorsunuz. Giderek istek azalıyor ve  sönüyor. Hatta bir süre sonra sigaradan nefret bile edebiliyorsunuz.


8 SANİYELİK MUCİZE


Sadece 8-10 saniye… O dürtü geldiğinde sabredin. Geçecek. Hem de kendi kendine. Bu sadece sigara için geçerli değil; öfke kontrolü, aşırı yeme isteği, tatlı krizi... hepsi için geçerli. Beyin kısa bir bekleyişin ardından sakinleşiyor. 


O anda isteğinize değil, zamanın geçmesine odaklanın. Farklı şeyler düşünmeye çalışın. Bir şeylerle uğraşın.


Başarabilirsiniz! Bu mümkün! Daha temiz bir ciğer, daha güçlü bir kalp, daha güzel duygular yaşamak için!..


Herkese sigarasız, sağlıklı günler diliyorum.


04. 05. 2025

DURSUN BİLGİN


30 Nisan 2025 Çarşamba

SİGARA (8) ANNE BABA OLARAK SİGARA VE UYUŞTURUCUYA BAŞLAMAMIŞ YA DA YENİ BAŞLAMIŞ OLAN ÇOCUĞUMUZA NASIL YAKLAŞMALIYIZ?

 


İşte öneriler:


ÇOCUĞUNUZA SAĞLIKLI BİR YAŞAM MODELİ SUNUN

Çocuklar, en çok anne babalarını izler ve taklit eder. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemiş ebeveynler, çocuklarına doğrudan bir rol model sunar. Sigara ve uyuşturucuya hiç başlamamış bir çocuk için bu olumlu örnek, güçlü bir koruma kalkanı görevi görür. Ailede açık iletişim, düzenli yaşam, spor, sanat ve kitaplarla iç içe bir ev ortamı çocuğun dışarıdaki zararlı etkenlere karşı daha dirençli olmasını sağlar.


ÖNLEYİCİ BİLGİLENDİRMEYİ ERKEN YAŞTA YAPIN

Çocuğunuz henüz sigara ya da uyuşturucu gibi zararlı maddelere başlamamışsa, bu durumu sürdürmesi için onu bilinçlendirmek büyük önem taşır. Ancak bu bilgilendirme korkutmaya dayalı değil, bilimsel ve güvenilir bilgilerle yapılmalıdır. Sigaranın ve uyuşturucunun kısa ve uzun vadeli zararlarını sade bir dille anlatmak, çocuğun bilinçli tercihler yapmasına katkı sağlar. Erken yaşta yapılan bu bilinçlendirme, çocuğun kendi kararlarını alırken doğru temellere dayanmasını sağlar.


GÜVENLİ BİR İLETİŞİM KANALI OLUŞTURUN

Çocuklar çoğu zaman karşılaştıkları sorunları paylaşmazlar çünkü yargılanmaktan veya cezalandırılmaktan korkarlar. Aile içindeki iletişimin yargılayıcı değil, kabul edici ve anlayışlı olması, çocuğunuzu duygusal olarak size daha çok yakınlaştırır. Bu yakınlık, hem bağımlılık gibi riskli durumları önceden fark etmenizi sağlar hem de çocuğun bu tür alışkanlıklardan uzak durmasına yardımcı olur.


YENİ BAŞLAMIŞ BİR ÇOCUĞA TEPKİ VERİRKEN DİKKATLİ OLUN

Eğer çocuğunuzun sigara ya da uyuşturucu kullanmaya başladığını fark ettiyseniz, vereceğiniz ilk tepki çok önemlidir. Öfke, bağırma veya cezalandırma gibi tepkiler, çocuğun daha fazla içine kapanmasına ya da yalan söylemesine neden olabilir. Bunun yerine durumu önce anlamaya çalışın. Çocuğunuzun neden böyle bir yola başvurduğunu sorgulamak yerine anlamaya çalışmak, onunla empati kurmak güvenli bir ilişki zemini sağlar.


UZMAN DESTEĞİ ALMAKTAN ÇEKİNMEYİN

Sigara ya da uyuşturucu kullanımının altında psikolojik sorunlar, arkadaş baskısı veya özgüven eksikliği gibi birçok neden olabilir. Bu tür durumlarda sadece ebeveyn müdahalesi yeterli olmayabilir. Gerekli durumlarda bir psikolojik danışman ya da madde bağımlılığı uzmanından destek almak hem sizin hem çocuğunuzun bu süreci daha sağlıklı atlatmasını sağlar. Uzman desteği almak bir zayıflık değil, çocuğunuzun geleceği için atılmış güçlü bir adımdır.


KURALLARI NET KOYUN, SEVGİYİ EKSİK ETMEYİN

Çocuğunuzun neye izin verilip neye verilmediğini bilmesi gerekir. Ancak bu kurallar sert, baskıcı ve katı değil; sevgiyle ve kararlılıkla uygulanmalıdır. Örneğin evde sigara içilmesine kesinlikle izin verilmeyeceğini net bir dille anlatın. Aynı zamanda çocuğunuza değer verdiğinizi, onu dinlediğinizi ve bu süreçte yalnız olmadığını hissettirin. Disiplin ve sevgi birlikte uygulandığında, çocuk kendini hem güvende hem de sorumlu hisseder.


ARKADAŞ ÇEVRESİNİ TANIYIN VE TAKİP EDİN

Çocuğunuzun kimlerle vakit geçirdiğini, arkadaşlarının kimler olduğunu bilmek, olası riskleri önceden fark etmenize yardımcı olur. Ancak bunu bir dedektif gibi değil, doğal bir ilgiyle yapmak gerekir. Ortak etkinlikler düzenlemek, arkadaşlarını eve davet etmek, çocuğun sosyal çevresine saygılı bir şekilde yaklaşarak bilinçli gözlemler yapmak önemlidir. Çünkü birçok çocuk ilk sigara ya da madde deneyimini arkadaş çevresinden etkilenerek yaşar.


DEĞİŞİM MÜMKÜNDÜR

Çocuğunuz sigara ya da madde kullanıyor olsa bile bu durum kalıcı olmak zorunda değildir. Ergenlik dönemi kimlik arayışlarının ve sınırları test etmenin yoğun olduğu bir süreçtir. Bu dönem geçici olabilir. Önemli olan sizin rehberliğinizin, sabrınızın ve desteğinizin bu dönemde çocuğunuzun yanında olmasıdır. Çocuğunuza değişebileceğini, yanlışlardan dönebileceğini ve her zaman bir çıkış yolu olduğunu hissettirmek, onun yeniden sağlıklı bir hayata yönelmesini sağlayabilir.


Sonraki yazı: SİGARAYI NASIL BIRAKTIM (Final)

Sağlıkla, mutlulukla kalınız.

30.04.2025

DURSUN BİLGİN








29 Nisan 2025 Salı

SİGARA ÜZERİNE KARIŞIK BİRKAÇ SÖZ

 


Yazılarımda genellikle sigaranın hepimizin bildiği zararlarını anlatıyorum. Acaba sigaranın hiç mi yararı yoktur diye düşündüm ve internete sordum. Karşıma çıkan ilginç bir sonuç şöyleydi:


SİGARANIN FAYDALARI

Sigara içeni köpek ısırmaz, çünkü yanında baston taşır.

Evine hırsız girmez, çünkü sabahlara kadar öksürür.

Üzerine sinek konmaz, çünkü buram buram nikotin kokar.

Yürümek zorunda kalmaz, çünkü tekerlekli sandalyede gezdirilir.

İhtiyarlamaz, çünkü genç yaşta sevdiklerine kavuşur. Ve farklı birkaç tümce… (Kaynak: Komikim  com)


İşin şakası bir yana, sigaranın aşırı ruhsal bozukluklar, örneğin şizofreni gibi durumlarda, teskin edici bir etkisi olabileceği düşüncesine sahiptim. Ancak araştırınca gördüm ki, şizofreni hastaları sigara kullansalar bile zararı, olası faydalarından çok daha fazla. Dolayısıyla hiçbir doktor, hiçbir kişiye, hiçbir zaman sigara içmeyi önermiyor.


TİRYAKİLERE SONSUZ TEŞEKKÜRLER!..

"Bir sigaranın ne kadarı vergiye kesiliyor?" sorusunu internete sordum. Sonuçlara göre, 60 liralık bir sigaranın 48 lirası vergi, kalan 12 lira ise üretim maliyeti, dağıtım gideri ve satıcı kârı gibi unsurlar için harcanıyor. Yani, 20 dal sigaranın 16’sı vergiye gidiyor. (Kaynak: Ekonomim)


Bütçe gelirlerinin önemli bir kısmı sigara vergilerinden sağlanıyor. Bu nedenle devlet bütçesine katkılarından dolayı sigara içicilerine sonsuz teşekkürler!..


Bu durumu bir arkadaşıma anlattığımda, "Az bile…" dedi. "Havayı kirlettikleri için aslında tazminat ödemeleri gerekir.”  diye ekledi. Bilmem haksız mı? Yoksa sadece şaka mı? Tıpkı şu an benim yaptığım gibi…


EĞİTİMCİ ALİ KÖK'TEN

“Sigara, cepte taşınan bir düşmandır; düşmanıma bile tavsiye etmem.” (Düşüncedeki güzelliğe bakar mısınız?)

"Sigara önce kâvlık (hava atma), sonra pişmanlıktır.” 

“Parasını el alır, dumanını yer alır."


GÖZLEMLERİMDEN

Sigara, insanı düşman kapısına götürebilir. Kişi aç kaldığında ekmek istemek için bile gidemeyeceği bir düşmanın kapısına, sigara istemek için gidebiliyor.


Üşendiği için ekmek almaya gitmediği uzaktaki bir bakkala, sigara almak için üşenmeden yürüyor. (Yaşadıklarımdan)


Sahi, bu sigara ekmekten de mi önemli, ekmekten de mi değerli?


BİR ÖRNEK

Şöyle bir sahne hayal edin: Bir yakınımız balkona çıkmış ve intihar etmek üzere. "Yapma, etme!" diyoruz. O ise, "Sen benim özgürlüğüme karışamazsın, balkondan nasıl düşüldüğünü merak ediyorum, atlayacağım," diyor. Böyle bir durumda, onun özgürlüğünü veya merakını hesaba katmadan, onu kurtarmak için hepimiz savaşım veririz. 


Bu örneği vermekte biraz tereddüt ettim ama sigara ve uyuşturucuya yeni başlayacakların durumu tam da buna benziyor. "Özgürlük" kılıfı altında, merak duygusuna yenilerek, sonu belli olan bir tehlikeye sürükleniyorlar. Anne, baba, toplum ve devlet olarak bu kişilere yardımcı olmalıyız. Çünkü uyuşturucuya kapılan kişiler,  hayattan kopabiliyorlar.


Sigara ve uyuşturucuya hiç başlamamış veya yeni başlamış olanlara, karşılaşacakları tehlikenin büyüklüğünü anlatmak için bu örnek kullanılabilir. Böylece, gidecekleri yerin nasıl bir yer olduğunu daha iyi kavrayabilirler. Nasıl bir durumla karşılaşacaklarını daha net bir şekilde anlayabilirler.


SONRAKİ YAZI: ANNE- BABA OLARAK SİGARA VE UYUŞTURUCUYA BAŞLAMAMIŞ YA DA YENİ BAŞLAMIŞ OLAN ÇOCUĞA NASIL YAKLAŞILMALI?


Kalın; sağlıkla, mutluluka!..

29.04. 2025

Dursun BİLGİN



28 Nisan 2025 Pazartesi

SİGARA : Bölüm 6 SİGARA İÇMEK DUYGULARIMIZI NASIL ETKİLER? İŞTE GERÇEKLER, ÇÖZÜM YOLLARI



Sigara kullanımı, özellikle stresli, kaygılı veya öfkeli anlarda birçok kişinin başvurduğu bir alışkanlık haline gelmiştir. . Peki, sigara gerçekten rahatlatır mı? Sigaranın psikolojik etkileri nelerdir? Bu yazıda “sigara içmek stresi azaltır mı?” sorusuna bilimsel veriler ışığında yanıt ararken, duygular üzerindeki kısa ve uzun vadeli etkilerine de değineceğiz.


SİGARANIN TESKİN EDİCİ BİR ÖZELLİĞİ VAR MI?

Sigaranın "sakinleştirici" etkisi genellikle bir yanılsamadır. Nikotin, kısa vadede dopamin (mutluluk hormonu) salınımını artırarak geçici bir haz ve rahatlama hissi yaratabilir. Ancak bu etki oldukça kısa sürer ve vücut nikotine karşı hızla tolerans geliştirir. Dolayısıyla kişi daha sık sigara içmeye başlar ve bağımlılık döngüsüne girer. Bu durum bir "sakinleşme" değil, bağımlılığın tatminiyle geçici bir huzur hissidir.


SİGARA OLUMSUZ DUYGULARI AZALTIR MI, ARTIRIR MI?

Olumsuz duyguları sigarayla bastırmak neden tehlikelidir?

Sigara içen bireyler, kaygı, öfke ya da stres gibi duygular karşısında sigarayı geçici bir teselli aracı olarak kullanabilir. Nikotin yoksunluğu da bu duyguları körükler. Kişi kendini kötü hissettikçe sigaraya başvurabilir, Bu davranışlar zamanla sigaranın bir “duygu düzenleyici” gibi görülmesine neden ;olur. Sigara uzun vadede içicinin ruh halini daha da kötüleştirir. Bu kısır döngüden çıkmak giderek zorlaşır.


Bilimsel çalışmalar, sigaranın uzun vadede depresyon, anksiyete (kaygı, endişe) ve duygusal dengesizlikleri artırdığını göstermektedir


SİGARA KISA VE UZUN VADEDE SİNİR SİSTEMİNİ NASIL ETKİLER?

Nikotin, merkezi sinir sistemini uyarır ve bağımlılık yapıcı etkisiyle beyindeki ödül sistemini etkiler. Kısa vadede dikkati toplamada ve uyanıklıkta artış sağlayabilir. Ancak bu etki geçicidir. Uzun vadede sigara, beyin kimyasını olumsuz etkileyerek kişinin stresle baş etme becerisini zayıflatır. Sinir sisteminde yıpranmaya, duygusal dengesizliklere ve hafıza sorunlarına; kişide uykusuzluk,daha fazla gerginlik ve huzursuzluk sorunlarına yol açabilir.


SİGARAYI BIRAKMAK PSİKOLOJİK OLARAK KİŞİYİ NASIL ETKİLER?

Sigarayı bırakmak, başlangıçta yoksunluk belirtileri nedeniyle zorlayıcı olabilir. Sinirlilik, huzursuzluk, odaklanma güçlüğü ve kaygı gibi semptomlar yaşanabilir. Ancak bu süreç geçicidir. Birkaç hafta içinde beyin kimyası dengeye gelir ve kişi gerçek bir zihinsel berraklık, duygusal istikrar ve fiziksel rahatlık yaşamaya başlar. Uzun vadede sigarayı bırakmak kişinin özgüvenini artırır, kendine olan saygısını güçlendirir ve genel psikolojik sağlığını olumlu yönde etkiler.


DUYGULARLA SAĞLIKLI BAŞA ÇIKMA YOLLARI

Sigara gibi zararlı alışkanlıklar yerine, duygusal dalgalanmalarla başa çıkmak için sağlıklı yollar tercih edilmelidir. Meditasyon, derin nefes almak, yürüyüş, sanatla uğraşmak, spor yapmak ve diğer uğraşılar; sosyal destek aramak bu yöntemlerden sadece birkaçıdır. Özellikle psikolojik destek almak, alışkanlıkların kökenine inmeye ve kalıcı çözümler üretmeye yardımcı olabilir. 


Bu konularda yazılarımdan güvenle yararlanabilirsiniz.


SON SÖZ

Sigara, duygusal anlamda geçici bir rahatlama sağlıyormuş gibi görünse de uzun vadede ruhsal ve fiziksel sağlığı olumsuz etkileyen bir bağımlılıktır. Kişinin sigaradan uzak durması son derecede önemlidir.


Sonraki yazı: Sigara Üzerine Karışık Bazı Sözler


28.04.2025

Dursun BİLGİN



Anahtar Kelimeler (Keywords)

sigara duygulara etkisi, sigara stres ilişkisi, sigara psikolojik etkileri, sigara depresyon kaygı, sigara bağımlılık döngüsü, sigara bırakmanın psikolojik faydaları, sağlıklı başa çıkma yolları, nikotin ve duygu durumu